Zuhruf Duası


Zuhruf suresi, Kuranın apaçık şekilde indirildiği, anlaşılabilmesi için o günkü toplumun dilinde indirildiğini açıklayan surelerdendir. Muhammed as, tebliğ ve tebyin konusunda vazgeçmediğini 5.ayetinde vurgulayan sure'de, haddi aşan toplumlara bile  haddi aştıkları için kuran ile uyarılmalarından vazgeçilmemesini rabbimiz, bu sure aracılığıyla kullarına bildiriyor.
 
 
 
 
Türkçe Okunuşu
 
Bismillahirrahmanirrahim
1. Ha mım
2. Vel kitabil mübın
3. İnna cealnahü kur’anen rabiyyel lealleküm ta’kılun
4. Ve innehu fı ümmil kitabi ledeyna le aliyyün hakım
5. E fe nadribü ankümüz zikra safhan en küntüm kavmem müsrifın
6. Ve kem erselna min nebiyyin fil evvelın
7. Ve ma yet’tıhim min nebiyyin illa kanu bihı yestehziun
8. Fe ehlekna eşedde minhüm batşev ve meda meselül evvelın
9. Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünne halekahünnel azızül alım
10. Ellezı ceale lekümül erda mehdev ve veale leküm fıha sübülel lealleküm tehtedun
11. Vellezı nezzele mines semai maem bi kader fe enşarna bihı beldetem meyta kezalike tuhracun
12. Vellezı halekal ezvace külleha ve ceale leküm minel fülki vel en’ami ma terkebun
13. Li testevu ala zuhurihı sümme tezküru nı’mete rabbiküm izesteveytüm aleyhi ve tekulu sübhanellezı sehhara lena haza ve ma künna lehu mukrinın
14. Ve inna ila rabbina le münkalibun
15. Ve cealu lehu min ıbadihı cüz’a innel insane le kefurum mübın
16. Emittehaze memma yahlüku benativ ve asfaküm bil benın
17. Ve iza büşşira ehadühüm bima darabe lir rahmani meselen zalle vechühu müsveddev ve hüze kezıym
18. E ve mey yüneşşeü fil hılyeti ve hüve fil hısami ğayrumübın
19. Ve cealül melaiketellezıne hüm ıbadür rahmani inasa e şehidu halkahüm setüktebü şehadetühüm ve yüs’elun
20. Ve kalu lev şaer rahmanü ma abednahüm ma lehüm bi zalike min ılmin in hüm illa yahrusun
21. Em ateynahüm kitabem min kablihı fe hüm bihı müstemsikun
22. Bel kalu inna vecedna abaena ala ümmetiv ve inna ala asarihim mühtedun
23. Ve kezalike ma erselna min kablike fı karyetim min nezırin illa kale mütrafuha inna vecedna abaena ala ümmetiv ve inna ala asarihim muktedun
24. Kale e ve lev ci’tüküm bi ehda mimma vecedtüm aleyhi abaeküm kalu inna bima ürsiltüm bihı kafirun
25. Fentekamna mihüm fenzur keyfe kane akıbetül mükezzibın
26. Ve iz kale ibrahımü li ebıhi ve kavmihı innenı beraüm mimma ta’büdun
27. İllellezı fetaranı fe innehu seyehdın
28. Ve cealeha kelimetem bakıyeten fı akıbihı leallehüm yarciun
29. Vel metta’tü haülai ve abaehüm hatta caehümül hakku ve rasulüm mübın
30. Ve lemma caehümül hakku kalu haza sıhruv ve inna bihı kafirun
31. Ve kalu lev la nüzzile hazel kur’anü ala racülim minel karyeteyni azıym
32. E hüm yaksimune rahmete rabbik nahnü kasemna beynahüm meıyşetehüm fil hayatid dünya ve rafa’na ba’dahüm fevka ba’dın deracatil li yettehıze ba’duhüm ba’dan suhriyya ve rahmetü rabbike hayrum mimma yecmeun
33. Ve lev la ey yekunen nasü ümmetev vahıdetel le cealna li mey yekfüru bir rahmani li büyutihim şükufem min fiddativ ve mearice aleyha yazherun
34. Ve li büyutihim ebvabev ve süruran aleyha yettekiun
35. Ve zuhrufa ve in küllü zalike lemma metaul haytiod dünya vel ahıratü ınde rabbike lil müttekıyn
36. Ve mey ya’şü an zikrir rahmani nükayyıd lehu şeytanen fe hüve lehu karın
37. Ve innehüm le yesuddunehüm anis sebıli ve yahsebune ennehüm anis sebıli ve yahsebune ennehüm mühtedun
38. Hatta iza caena kale ya leyte beynı ve beyneke bu’del meşrikayni fe bi’sel karın
39. Ve ley yenfeakümül yevme iz zalemtüm enneküm fil azabe müşterikun
40. E fe ente tüsmius summe ev tehdil umye ve men kane fı dalalim mübın
41. Fe imma nezhebenne bike fe inna minhüm müntekımun
42. Ev nüriyenne kellezı veadnahüm fe inna aleyhim muktedoirun
43. Festemsik billezı uhıye ileyk inneke ala sıratım müstekıym
44. Ve innehu lezikrul leke ve li kavmik ve sevfe tüs’elun
45. Ves’el men erselna min kablike mir rusülina e cealna min dunir rahmani alihetey yu’bedun
46. Ve le kad erselna musa bi ayatina ila fir’avne ve meleihı fe kale inni rasulü rabbil alemın
47. Felemma caehüm bi ayatina iza hüm minha yadhakun
48. Ve ma nürıhim min ayetin illa hiye ekberu min uhtiha ve ehaznahüm bil azabi leallehüm yarciun
49. Ve kalu ya eyyühes sahırud’u lena rabbeke bima ahide ındeke innena le mühtedun
50. Felemma keşefna anhümül azabe izahüm yenküsun
51. Ve nada fir’avnü fı kamihı kale ya kavmi e leyse lı mülkü mısra ve hazihil enharu tecrı min tahtı e fe la tübsırün
52. Em ene hayrum min hazellezı hüve mehınüv ve la yekadü yübın
53. Fe lev la ülkıye aleyhi esviratüm min zehebin ev cae meahül melaiketü mukterinın
54. Festehaffe kavmehu fe etauh innehüm kanu kavmen fasikıyn
55. Felemma asefununtekamna minhüm fe ağraknahüm ecmeıyn
56. Fe cealnahüm selefev ve meselel lil ahırın
57. Ve lemma duribebnü meryeme meselen iza kavmüke minhü yesıddun
58. Ve kalu e alihetüna hayrun em hu ma darabuhü leke illa cedela bel hüm kavmün hasımun
59. İn hüve illa abdün en’amna aleyhi ve cealnahü meselel li benı israıl
60. Ve lev neşaü le cealna minküm melaiketen fil erdı yahlüfun
61. Ve innehu le ılmül lissaati fe la temterunne biha vettebiun haza sıratum müstekıym
62. Ve la yesudodennekümüş şeytan innehu leküm adüvvün mübın
63. Ve lemma cae ıysa bil beyyinati kale kad ci’tüküm bil hıkmeti ve li übeyyine leküm ba’dallezı tahtelifune fıh fettekullahe ve etıy’un
64. İnnellahe hüve rabbı ve rabbüküm fa’büduh haza sıratum müstekıym
65. Fahtelefel ahzabü mim beynihim fe veylül lillezıne zalemu min azabi yevmin elım
66. Hel yenzurune illes saate en te’tiyehüm bağtetev ve hüm la yeş’urun
67. El ehıllaü yevmeizim ba’duhüm li ba’dın adüvvün illel müttekıyn
68. Ya ıbadi la havfün aleykümül yevme ve la entüm tanzenun
69. Ellezıne amenu bi ayatina ve kanu müslimın
70. Üdhulül cennete entüm ve ezvacüküm tuhberun
71. Yütafü aleyhim bi sıhafim min zehebiv ve ekvab ve fıha ma teştehıhil enfüsü ve telezzül a’yün ve entüm fıha halidün
72. Ve tilkel cennetülletı uristümuha bima küntüm ta’melun
73. Leküm fiha fakihetün kesıratüm miha te’külun
74. İnnel mücrimıne fı azabi cehenneme halidun
75. La yüfetteru anhüm ve hüm fıhi müblisun
76. Ve ma zalemnahüm ve lakin kanu hümüz zalimın
77. Ve nadev ya malikü li yakdı aleyna rabbük kale inneküm makisun
78. Lekad ci’naküm bil hakkı ve lakinne ekseraküm lil hakkı karihun
79. Em ebramu emran fe inna mübrimun
80. Em yahsebune enna la nesmeu sirrahüm ve necvahüm bela ve rusülüna ledeyhüm yektübun
81. Kul in kane lirrahmani veledün fe ene evvelül abidın
82. Sübhüne rabbis semavati vel erdı rabbil arşi amma yesıfun
83. Fezerhüm yahudu ve yel’abu hatta yülaku yevmehümüllezı yuadun
84. Ve hüvellezı fis semai ilahüv ve fil erdı ilah ve hüvel hakımül alım
85. Ve tebarakellezı lehu mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma ve ındehu ılmüs saah ve ileyhi türceun
86. Ve la yemliküllezıne yed’une min dunihiş şefaate illa men şehide bil hakkı ve hüm ya’lemun
87. Ve lein seeltehüm men halekahüm le yekulünnellahü fe enna yü’fekun
88. Ve kıylihı Ya Rabbi inne haülai kavmül la yü’minun
89. Fasfah anhüm ve kul selam fe sevfe ya’lemun
 
 
Meali
 
1 - Hâ, mîm.
 
2-3 - Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.
 
4 - Gerçekten o bizim nezdimizde bulunan ana kitapta mevcut yüce ve hikmet dolu bir kitaptır.
 
5 - Siz haddi aşan bir kavim oldunuz diye Kur'an'ı size göndermekten vaz mı geçelim?
 
6 - Biz öncekilere de nice peygamberler göndermiştik.
 
7 - Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
 
8 - Biz onlardan daha kuvvetli olanları helâk ettik. Kur'an'da öncekilerin örneği de geçmiştir.
 
9 - Eğer sen onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette: "Onları çok güçlü ve herşeyi bilen Allah yarattı." derler.
 
10 - O, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye orada sizin için yollar meydana getirdi.
 
11 - Allah gökten belli bir ölçüye göre su indirdi. Biz onunla ölü bir memlekete yeniden hayat verdik. İşte siz de kabirlerinizden böyle diriltilip çıkarılacaksınız.
 
12 - Allah bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir.
 
13 - Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi."
 
14 - "Gerçekten biz Rabbimize döneceğiz."
 
15 - Buna rağmen insanlar, Allah'ın kullarından bir kısmını O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten de insan apaçık bir nankördür.
 
16 - Yoksa O, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de erkek çocukları size mi seçti?
 
17 - Onlardan biri Rahman olan Allah'a isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilir de öfkesinden yutkunur durur.
 
18 - Yoksa onlar, süs ve zinet içerisinde yetiştirilip de mücadelede erkek gibi kendisini savunmaya açık olmayan kızları mı O'na isnad ediyorlar?
 
19 - Onlar Rahman olan Allah'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onlar Meleklerin yaratılışını gördüler mi? Onların şahitlikleri yazılacak ve onlar sorguya çekileceklerdir.
 
20 - Onlar: "Eğer Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık." dediler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
 
21 - Yoksa biz kendilerine bundan önce bir kitap verdik de onlar, ona mı sarılıyorlar?
 
22 - Hayır, onlar sadece: "Biz babalarımızı bu din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz." dediler.
 
23 - Ey Muhammed! Yine böyle biz senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, mutlaka oranın şımarık varlıklı kimseleri: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler.
 
24 - Gönderilen uyarıcı; "Eğer size babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmişsem de mi bana uymazsınız?" deyince, onlar: "Gerçekten biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz." dediler.
 
25 - Biz de onlardan intikam aldık. Bak peygamberleri yalanlayanların sonu nasıl oldu!
 
26 - Hani İbrahim babasına ve kavmine: "Gerçekten ben sizin taptığınız şeylerden uzağım.
 
27 - Ben ancak beni yaratana taparım. Şüphesiz ki O, beni doğru yola iletecektir." dedi.
 
28 - İbrahim, bu sözü, ardından gelecek olanlara devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, onlar doğru yola dönsünler.
 
29 - Doğrusu ben bunları da babalarını da kendilerine hak olan kitap ve gerçeği açıklayan bir peygamber gelinceye kadar faydalandırıp geçindirdim.
 
30 - Kendilerine hak geldiği zaman onlar: "Bu bir büyüdür doğrusu biz onu tanımıyoruz." dediler.
 
31 - Yine Onlar: "Bu Kur'an, şu iki şehirden bir büyük adama indirilmeli değil miydi?" dediler.
 
32 - Ey Muhammed! Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye biz onların bir kısmını diğerlerinden derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.
 
33 - Eğer insanlar küfre sapan bir ümmet haline gelmeyecek olsalardı, biz O Rahman olan Allah'ı inkâr eden kimselerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.
 
34 - Onların evleri için gümüşten kapılar, üzerine yaslanacakları koltuklar yapardık.
 
35 - Daha nice altın ziynetler verirdik. Çünkü bunların bizce hiçbir kıymeti yoktur. Bütün bunlar dünya hayatının geçici menfaatinden başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.
 
36 - Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.
 
37 - Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
 
38 - Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına: "Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!" der.
 
39 - Onlara: "Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz. Şimdi de hepiniz azapta ortaksınız." denir.
 
40 - Ey Muhammed! O halde sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?
 
41 - Eğer biz seni onlara azap gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız.
 
42 - Yahut da onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara azap etmeye gücümüz yeter.
 
43 - Öyleyse sen, sana vahyedilen Kur'an'a sarıl. Şüphesiz ki sen doğru bir yol üzerindesin.
 
44 - Doğrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
 
45 - Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor, biz Rahman olan Allah'tan başka kendisine ibadet edilecek ilâhlar yapmış mıyız?
 
46 - Andolsun ki, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Musa: "Ben gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah'ın peygamberiyim." dedi.
 
47 - Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.
 
48 - Bizim onlara gösterdiğimiz her bir Mucize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azapla yakaladık.
 
49 - Onlar azâbı görünce: "Ey sihirbaz! Sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine Dua et. Biz gerçekten doğru yola gireceğiz." dediler.
 
50 - Fakat azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman hemen sözlerinden dönüverdiler.
 
51 - Firavun kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?
 
52 - Yoksa ben, nerede ise meramını anlatamayan şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?
 
53 - Eğer O'nun dediği doğru ise üzerine altın bilezikler atılmalı veya kendisiyle beraber onu tasdik eden melekler gelmeli değil miydi?"
 
54 - Firavun kavmini küçümsedi. Onlar da O'na itaat ettiler. Çünkü onlar fâsık bir kavimdi.
 
55 - Nihayet bizi gazaplandırdıkları zaman onlardan intikam aldık. Hepsini suda boğduk.
 
56 - Onları sonradan gelecekler için ibret ve örnek kıldık.
 
57 - Meryem oğlu İsâ bir misal olarak anlatılınca, senin kavmin hemen ondan bir delil bulduklarını sanarak bağrışmaya başladılar.
 
58 - Onlar dediler ki: "Bizim ilâhlarımız mı daha hayırlıdır, yoksa İsâ mı?" Bu misâli sırf seninle tartışmak için ortaya attılar. Doğrusu onlar çok kavgacı bir topluluktur.
 
59 - İsâ, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.
 
60 - Eğer biz dileseydik, sizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.
 
61 - Gerçekten o, (İsâ'nın yere inişi) kıyâmetin yaklaştığını gösteren bir bilgidir. Sakın kıyâmet hakkında şüpheye düşmeyip, bana uyun, bu doğru yoldur.
 
62 - Sakın şeytan sizi doğru yoldan alıkoymasın. Gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır.
 
63 - İsâ mucizelerle indiği zaman dedi ki: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah'tan korkun, ve bana itaat edin.
 
64 - Gerçekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah'tır. Öyle ise O'na kulluk edin. Bu doğru bir yoldur.
 
65 - Fakat aralarından çıkan gruplar, İsâ hakkında ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbından dolayı vay zulmedenlerin hâline!
 
66 - Onlar kendileri farkına varmadan ansızın kıyâmetin başlarına gelmesini mi bekliyorlar?
 
67 - O gün Allah'tan korkanlar hariç dost olanlar birbirlerine düşmandırlar.
 
68-69 - Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir Korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.
 
70 - Siz ve eşleriniz cennete girin. Orada ağırlanıp sevindirileceksiniz."
 
71 - Onların etrafında yiyecek ve içecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.
 
72 - İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.
 
73 - Orada sizin için bol bol meyveler vardır. Onlardan yersiniz.
 
74 - Şüphesiz ki suçlular, cehennem azâbında ebedi olarak kalacaklardır.
 
75 - Onların azâbı hafifletilmez ve onlar azab içersinde ümitsizdirler.
 
76 - Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zâlimler oldular.
 
77 - Onlar cehennem bekçisine: "Ey Mâlik! Rabbin artık bizi öldürsün." diye seslenirler. Mâlik de: "Siz böylece kalacaksınız." der.
 
78 - Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.
 
79 - Yoksa onlar hakka karşı gelmek için bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de onları cezalandırmak için kararlıyız.
 
80 - Yoksa onlar bizim sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçi meleklerimiz de her yaptıklarını yazıyorlar.
 
81 - Ey Muhammed! de ki: "Eğer Rahman olan Allah'ın bir çocuğu olsaydı, ona ibâdet edenlerin birincisi ben olurdum."
 
82 - Göklerin ve yerin Rabbi, arşın Rabbi onların nitelendirdikleri şeyden münezzehtir, yücedir.
 
83 - Şimdi sen bırak onları, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar batıla dalsınlar oynasınlar.
 
84 - Gökteki ilâh da yerdeki ilâh da O'dur. O hüküm ve hikmet sahibidir herşeyi bilir.
 
85 - Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın şanı yücedir. Kıyâmet saatinin bilgisi de yalnız onun yanındadır. Siz sadece O'na döndürüleceksiniz.
 
86 - Onların Allah'ı bırakıp da tapdıkları putlar şefaat hakkına sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefâat edebilir.
 
87 - Eğer sen onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette: "Allah" derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar?
 
88 - Peygamberin sözü şu olmuştur: "Ey Rabbim! Bunlar gerçekten imân etmeyen bir kavimdir."
 
89 - Ey Muhammed! Şimdilik sen onlara aldırma ve: "Size selâm olsun." de. Onlar yakında bilecekler!
Yazar: www.duasi.org Muvaffak Kazar

Zuhruf Hakkında Yorumlar

Yorum Yapılmamış

Bu Konuya Yorum Yapabilmek İçin, Üye Olmalı yada Üye Girişi Yapmalısınız.

Sitemap - Kullanım Şartları